Prof Dr. Murat Volkan DÜLGER: Yargı Reformu: Gerçekten Bir Reform Mu?

Prof Dr. Murat Volkan DÜLGER: Yargı Reformu: Gerçekten Bir Reform Mu?

Kanaatimizce yargı denetimine kapalı olan disiplin cezalarının denetiminde AYİM’nin katı tutumu gereksizdir. Çünkü disiplin cezasını gerektirmeyen bir eylemden ceza vermek AsCK’nun 111. Maddesine göre suç sayılmış ve bu şekilde ceza verenlerin beş seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı düzenlenmiştir. Maddesi disiplin amiri tarafından, disiplin suç ve tecavüzleri nedeniyle verilen disiplin cezalarına kapatmış ise de, bir başka kanunla, AsCK’nun 111. Bu düzenleme yargı denetimine ilişkin istisnanın istisnası olarak kabul edilebilir. Bir başka ifadeyle yukarıdaki hallerin varlığı yargı yerlerince denetlenebilecektir. Maddesini de dikkate almalı ve disiplin cezasına sebep olan eylemin gerçekte disiplin suçu oluşturup oluşturmadığını denetlemelidir. Ayrıca AYİM disiplin cezasının yok hükmünde sayılmasını gerektirecek ağır ve bariz bir hukuka aykırılığın bulunmadığını da belirterek inceleme kabiliyeti olmadığından davayı reddetmiştir[795]. Yine Anayasanın 129 ncu maddesinde yer alan; “….uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç, disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz. Silahlı Kuvvetler mensupları ile hakimler ve savcılar hakkındaki hükümler saklıdır…” düzenlemesi de, yasama organına Silahlı Kuvvetler mensupları hakkında verilen disiplin kararlarını yargı denetimi dışında bırakabilme yetkisi tanıyan bir hükümdür[744]. Yasama organı bu hükme dayanarak bir kısıntı getirmediği takdirde sırf bu Anayasa hükmüne dayanılarak Silahlı Kuvvetler mensupları hakkında disiplin ceza kararlarına karşı yargı yolunun kapalı olduğu sonucuna varılamaz.

(3) 150 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca, kendisine müdafi atananşüpheli veya sanıklar yararına kanun yoluna başvurulduğunda veya başvurulankanun yolundan vazgeçildiğinde şüpheli veya sanık ile müdafiin iradesiçelişirse müdafiin iradesi geçerli sayılır. D) Bu davalarda esas hakkındaki iddiasını bildirmek için Cumhuriyetsavcısına, katılan veya vekiline; iddialara karşı savunmasını yapmak için sanıkveya müdafiine makul bir süre verilir. Bu süre, savunma hakkının sınırlanmasıanlamına geleceği durumlarda re’sen uzatılabilir. Dolayısıyla açılan davalar; Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hâkimlerve Savcılar Yüksek Kurulunca yargı çevresi birden çok ili kapsayacak şekildebelirlenecek illerde görevlendirilecek ağır ceza mahkemelerinde görülür. (2) Bu kararlara karşı kanun yoluna başvurabilmesi için Cumhuriyetsavcısı için öngörülen sürenin geçmesiyle katılan da başvuru hakkını kaybeder. Cumhuriyet savcısının, kovuşturmaya yer olmadığı yönündeki kararınakanunda yazılı usule göre itiraz hakkını kullanma.

Konunun teknik boyutu, önemi ve uygulamada en çok tartışılan sorun olması nedeniyle kişi özgürlüğü başlığı altında aşağıda incelenecektir. Maddesinde, adil yargılanma hakkı, medeni hak ve yükümlülükler ile suç isnadına ilişkin konularda tanınmıştır. Bu yüzden kural olarak idari işlemler ve dolayısıyla da disiplin hukukuna ilişkin uyuşmazlıklar kapsam dışında kalmaktadır[735]. AİHM, Pellegrin kararında geliştirdiği kriter neticesinde, YAŞ kararıyla TSK’dan çıkarmalarla ilgili başvurularda kabul edilemezlik kararı vermektedir[736]. Başka bir anlatımla, Kanununun 21/son maddesindeki hükümden maksat, gerçekten ve her bakımdan askeri disiplin suç ve tecavüzlerinden ötürü verilen cezaların yargı denetimine mani olmaktır. Dolayısıyla metnin lafzından hareketle, bu kısıntıyı idarenin işlemin kılığını değiştirmesine cevaz verecek şekilde devlet memurluğuna ilişkin disiplin bozucu fiillerden ötürü verilen cezalara şamil etmek mümkün değildir. Aksinin kabulü, idarenin bu suretle denetimden kaçınmasını meşru saymak anlamına gelir. Maddesindeki hükümden maksat, gerçekten ve her bakımdan askeri disiplin suç ve tecavüzlerinden ötürü verilen cezaların yargı denetimine mani olmaktır. Fıkrasında “Silahlı Kuvvetler Mensupları ile hakimler ve savcılar hakkındaki hükümler saklıdır.” şeklinde bir düzenleme öngörülmüştür.

(5) Bu madde gereğince verilen hâkim veya mahkeme kararlarına itiraz edilebilir. (2) Yabancı devletlerin paraları ve değerleri hakkında da, yetkili Türk makamlarının görüşlerinin alınmasına karar verilir. (3) Bilirkişi, görevini, kendisini atamış olan merci ile ilişki içinde yerine getirir, gerektiğinde bu mercie incelemelerindeki gelişmeler hakkında bilgi verir, yararlı görülecek tedbirlerin alınmasını isteyebilir. (6) Listelerde yer almamış bilirkişiler, görevlendirildiklerinde kendilerini atamış olan merci huzurunda yukarıdakifıkrada öngörülen biçimde yemin ederler. Yeminin yapıldığına ilişkin tutanak hâkim veya Cumhuriyet savcısı, zabıt kâtibi vebilirkişi tarafından imzalanır. (3) Davanın görüldüğü sırada bu tedbirler alındıktan ve yukarıdaki süreler suçun türüne göre tümüyle uygulandıktan sonra o davaveya aynı işe ilişkin diğer davada tekrar edilmez. (3) Hazır bulunanların huzurunda dinlenmesi, tanık için ağır bir tehlike teşkil edecek ve bu tehlike başka türlüönlenemeyecekse ya da maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından tehlike oluşturacaksa; hâkim, hazır bulunma hakkınasahip bulunanlar olmadan da tanığı dinleyebilir. Tanığın dinlenmesi sırasında ses ve görüntülü aktarma yapılır.

  • Başkan ve üyelerin en az bir yıl kıta veya askeri kurumlarda hizmet görmüş olmaları, taksirli suçlar dışında bir cürüm ile hükümlü bulunmamaları, sanığın astı olmamaları ve başkanın en az yüzbaşı rütbesinde bulunması şarttır (477 SK m.4).
  • Kendilerine disiplin cezası olarak aylıktan kesme veya kademe ilerlemesini durdurma cezası verilenler, valilik, büyükelçilik, müsteşar, müsteşar yardımcılığı, genel müdürlük, genel müdür yardımcılığı ve daire başkanlığı görevlerine atanamazlar ve yine Bakanlar Kurulunca atanılacak bir göreve atanamazlar.
  • Bu yönleriyle Fas anayasasını, günümüzün anayasalarında bulunan, anayasaya aykırılığın giderilmesi hükümleriyle tamamlanmış bir Osmanlı Devleti anayasası (Kānûn-ı Esâsî) gibi görmek mümkündür.

(4) Sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılmaisteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surettesuçtan zarar görmüş bulunanların dilekçe veya beyanında, başvuruya ilişkinnedenlerin gösterilmemesi inceleme yapılmasına engel olmaz. (4) Merciin, itiraz üzerine verdiği kararları kesbahsegel; ancak ilk defamerci tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir. (2) Müsadere veya iade olunacak eşya veya diğer malvarlığı değerleriüzerinde hakkı olan kimseler de duruşmaya çağrılır. Bu kişiler, sanığın sahipolduğu hakları kullanabilirler. (2) 250 nci maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde öngörülen suçlarbakımından, Kanunda öngörülen tutuklama süresi iki kat olarak uygulanır. (7) Hükümlerin nüshaları ve özetleri mahkeme başkanı veya hâkim ilezabıt kâtibi tarafından imzalanır ve mühürlenir. (5) Hâkimlerden biri hükmü imza edemeyecek hâle gelirse, bunun nedeni mahkemebaşkanı veya hükümde bulunan hâkimlerin en kıdemlisi tarafından hükmün altınayazılır. (7) Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veyaaçılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir. (6) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, belli bir cezayamahkûmiyet yerine veya mahkûmiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine hükmolunur. Dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yerolmadığı kararı verilir. Hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yerolmadığı kararı verilir. (3) Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafii birlikte rızagösterirlerse, tanığın dinlenmesinden veya başka herhangi bir delilin ortayakonulmasından vazgeçilebilir.

Rehberlik makamı kısaca Şûrâ-yı Nigehbân’ın fakih üyelerini, en yüksek yargı makamını, genelkurmay başkanını, İslâm inkılâp muhafızları başkumandanını belirler ve tayin eder; silâhlı kuvvet kullanabilen kuruluşların başkumandanlarını azil yetkisi de bu makamdadır. Yüksek savunma şûrasını kuran, cumhurbaşkanı seçilen kişinin bu sıfatını onaylayan, ceza ve af yetkilerini kullanabilen de rehberlik makamıdır. Yüksek savunma şûrasının teklifi üzerine savaş ve seferberlik ya da barış ilânı yetkisi de ona aittir. Bu sebeplerledir ki anayasa, rehberlik makamını ülkenin en yüksek resmî makamı olarak kabul etmiştir. Yine bu yüzden rehberlik makamının oluşmasında söz sahibi kılınacak uzman, ileri görüşlü seçkin kişilerin halk tarafından belirlenmesi, sayıları, nitelikleri, seçimleriyle ilgili hükümler Şûrâ-yı Nigehbân’ın fakih üyeleri tarafından hazırlanmış ve inkılâbın rehberinin onayıyla kesinleşmiştir. Yasama yetkisini kullanan parlamento temsilciler meclisi ile başkandan oluşur. Gambia anayasasına göre temsilciler meclisinin asıl seçilmiş üyelerinin sayısı otuz ikidir. Ancak bu sayı, Gambia’nın kanun koyucu organı olan parlamentonun kararıyla değişebilir. Ayrıca Gambia’nın sosyal yapısına uygun olarak belirlenen veya tayin edilen üyeler bulunmaktadır.

Sanığın HAGB’yi kabul edip etmediğine dair beyan, sanığa sıkı sıkıya bağlı bir hak olarak düzenlenmiştir. CMK m.231/6’nın son cümlesi dar, yani lafzi yorumla incelendiğinde; yalnızca “sanık” kavramına yer verildiği, HAGB’yi kabul noktasında başka bir süjeden bahsedilmediği, bu sebeple HAGB’nin kabulü ile ilgili başka bir süjeden elde edilen irade beyanının sanığı bağlamayacağı ileri sürülebilir. Bu noktada avukat, yani müdafiin hukuki durumunu iyi tespit etmek gerekir. İnfazın hükümlünün istemi üzerine ertelenmesi müessesesi, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 17. Maddeye göre; kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda ise beş yıl veya daha az süreli hapis cezalarının infazı, çağrı üzerine gelen hükümlünün istemi üzerine, cumhuriyet başsavcılığınca her defasında bir yılı geçmemek üzere en fazla iki yıl süre ile ertelenebilir. Erteleme, hükümlünün güvence göstermesine veya uygun görülecek başka bir koşula da bağlanabilir.

Sonuç olarak, salt amirin astın hatasını gösteren, eleştiren ve muaheze eden işlemleri ile basit uyarı/ikaz yazıları iç düzen işlemi niteliğinden dolayı  idari davaya konu olamaz. Bunların dışında kalan nitelikli ve kapsamlı ikaz/tenkit /muaheze işlemleri aleyhine Askeri Ceza Kanununun 165 ve 17. Maddelerine göre doğrudan doğruya bir uyarı cezası şeklinde tesis olunmadıkça iptal davası açılabilir. Bu takdirde, hiç şüphe yok ki bu işlemler de iptal davasının kabul şartlarını taşımalıdır. Bu cümleden olarak, idari davaya konu edilebilse bile bu işlemler hakkında söz gelimi yerindelik denetimi yapılamaz ve takdir yetkisini kaldıracak şekilde karar verilemez. Haliyle şartları varsa yokluk denetimi de yapılabilir. Kanunun 35/b maddesinde ise; “İlgililer, hakkında idari davaya konu olabilecek bir eylem veya işlemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Bu halde yetkili makamlar en çok altmış gün içinde bir cevap verirler.

Disiplin cezalarının infazı için bir üst amire yapılan şikayetin sonucunun beklenmesi gerekmez[247]. Ceza ilgiliye tebliğ olunduktan sonra infaz edilebilir[248]. Ayrıca disiplin amirleri zaruret hallerinde  cezanın sonraya bırakılmasını veya fasıla ile infazını emredebilir[249]. Cezanın infazı ise disiplin amirinin ceza kararını maaş mutemetliğine göndermesi ve kararda ayrıca bir infaz zamanı belirtilmemişse ilk aybaşında belirtilen oranda aylıktan kesinti yapılmak suretiyle yapılır. Bu cezanın gayesi, cezalının günlük hizmet cetvelinin dışında, herkesin yaptığından fazla ve sırası dışında askeri hizmetlerde çalıştırılmasıdır. Yoksa askeri hizmet olmayan bir iş ceza olarak yaptırılamaz. Örneğin gereksiz çukur kazdırmak askeri bir hizmet olmadığından ceza olarak da yaptırılamaz. Ancak gerekli lağım çukuru, siper kazılması, araç ve kışla temizliği gibi işler birer askeri hizmet olduğundan sıra harici hizmet cezası olarak yaptırılabilir[239]. Yukarıdaki fiillerin kasıtlı olarak iş­lenmesi halinde bu suçları işleyen memurlara aylıktan kesme cezası verilebilir[195]. Herhangi bir nedenle çalıştıkları kurumun huzur, sükûn ve ça­lışma düzenini bozan memurlara kınama cezası verilebilir. Buradaki düzenlemede suçun unsuru, hafif nitelikte­ki huzur ve sükûnu bozucu fiillerdir[193]. “Borçlarını kasten ödemeyerek hakkında yasal yollara başvurulmasına neden olmak” (657 SK m.125/B-k).

Bunların,sonra gelen oturumda da duruşmayı önemli ölçüde aksatacak davranışlara devamedecekleri anlaşılırsa ve hazır bulunmaları gerekli görülmezse, yokluklarındaduruşmaya devam olunmasına mahkemece karar verilebilir. Bu karar, esasa ilişkiniddia ve savunmanın yapılmasına engel olacak biçimde uygulanamaz ve sanığınkendisini başka bir müdafi ile temsil ettirmesine izin verilir. Duruşmasalonundan çıkartılan sanık veya müdafiin bundan sonraki oturumlarda da duruşmanındüzenini bozmakta ısrar etmeleri hâlinde, bir daha aynı dava ile ilgilioturumların tamamına veya bir kısmına katılmamalarına da karar verilebilir. Buhüküm müdafi hakkında uygulandığı takdirde, durum ilgili baroya bildirilir. Buhalde de sanığın kendisini başka bir müdafi ile temsil ettirmesi için uygun birsüre verilir. Oturumların bir kısmına ya da tamamına katılmamasına kararverilen müdafi Avukatlık Kanununun 41 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğincetayin edilmiş ise durum, kendisini tayin eden mercie de bildirilir. Duruşmasalonundan çıkartılan sanık veya müdafii tekrar duruşmaya alındıklarında,yokluklarında yapılan iş ve işlemlerin esaslı noktaları kendilerine bildirilir.Sanık ya da müdafii dilerse yokluklarındaki tutanak örnekleri de kendilerineverilir.



0911934008